Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
vedalaşabilmek fiil
Anlamı:

1. -le , -le , -le , -le , Vedalaşma ihtimali veya imkânı bulunmak


vedalaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vedalaşmak işi


vedalaşmak fiil
Anlamı:

1. -le , -le , -le , -le , Ayrılırken birbirine esenlik dilemek, esenleşmek

Örnek:

1. Sahnedekilerle vedalaşarak gitmek üzere idim.

1. Sahnedekilerle vedalaşarak gitmek üzere idim.


vedia
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Saklanılması, korunması için birine veya bir yere bırakılan eşya, inam, emanet

Örnek:

1. Vatan sana vediadır.

1. Vatan sana vediadır.

2. hukuk , hukuk , hukuk , hukuk , Kendine korunması, saklanması için eşya verilen kimsenin durumunu gösteren sözleşme


Lisan : Arapça vedīʿa

Telaffuz : vedi:a

vefa
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sevgiyi sürdürme, sevgi, dostluk bağlılığı

Örnek:

1. Biz mağlup olduğumuz için sizden cesur görünüyoruz ve vefamız daha sağlamlaşıyor.

1. Biz mağlup olduğumuz için sizden cesur görünüyoruz ve vefamız daha sağlamlaşıyor.


Lisan : Arapça vefāʾ

Telaffuz : vefa:

vefakâr
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vefası olan, sevgisi geçici olmayan, hakikatli, vefalı

Örnek:

1. İftihar duyarak sadık ve vefakâr bir ömür sürmektedir.

1. İftihar duyarak sadık ve vefakâr bir ömür sürmektedir.


Lisan : Arapça vefā + Farsça -kār

Telaffuz : vefa:kâr

vefakârlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vefalı olma durumu

Örnek:

1. Bu, Türk'ün ezelî meziyeti olan misilsiz bir vefakârlıktı.

1. Bu, Türk'ün ezelî meziyeti olan misilsiz bir vefakârlıktı.


vefalı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vefakâr

Örnek:

1. Hatırda kalan şey değişmez zamanla / Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye Abla

1. Hatırda kalan şey değişmez zamanla / Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye Abla


vefalılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vefalı olma durumu


vefasız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vefası olmayan, sevgisi çabuk geçen, hakikatsiz, bivefa

Örnek:

1. Yıllar yârlerden, yârler yıllardan vefasız.

1. Yıllar yârlerden, yârler yıllardan vefasız.


vefasızca
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Vefasız bir biçimde


Telaffuz : vefası'zca

vefasızlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vefasız olma durumu, hakikatsizlik, bivefalık

Örnek:

1. Boynunu bükmüş, vefasızlığıma için için ağlıyordu.

1. Boynunu bükmüş, vefasızlığıma için için ağlıyordu.


vefat

İlgili Kelimeler:

vefat ilmühaberi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ölüm

Örnek:

1. Dört sene evvel kaybettiği karısı Emine Hanım'ın vefatıyla bütün sevgisini, ümidini, hazzını, şefkatini oğluna vermişti.

1. Dört sene evvel kaybettiği karısı Emine Hanım'ın vefatıyla bütün sevgisini, ümidini, hazzını, şefkatini oğluna vermişti.


Lisan : Arapça vefāt

Telaffuz : vefa:tı

vefat etmek
Anlamı:

1. ölmek


vefat ilmühaberi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ölüm kâğıdı


vehim

İlgili Kelimeler:

vehmetmek

Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Kuruntu

Örnek:

1. Onlar bu vehimle ellerinden gelse / Rüyalara sansür koyacaklar bir gün

1. Onlar bu vehimle ellerinden gelse / Rüyalara sansür koyacaklar bir gün


Lisan : Arapça vehm

vehimli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vehim içinde olan, vehme kapılan

Örnek:

1. Çiler'de yalnız kalmaktan korkanların vehimli hâli vardı.

1. Çiler'de yalnız kalmaktan korkanların vehimli hâli vardı.


vehleten
Anlamı:

1. zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , İlk anda

2. Ansızın


Lisan : Arapça vehleten

Telaffuz : ve'hleten

vehme kapılmak (veya düşmek)
Anlamı:

1. yersiz korkuya, yanlış düşünceye kapılmak

Örnek:

1. Göreceksiniz işin sonu, bize vehme kapıldığımızı anlatacak.

1. Göreceksiniz işin sonu, bize vehme kapıldığımızı anlatacak.

2. Etrafımda bütün sisleri ve kokularıyla onu görür gibi bir vehme düşerim.

2. Etrafımda bütün sisleri ve kokularıyla onu görür gibi bir vehme düşerim.


vehmetme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vehmetmek işi


vehmetmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yersiz korkuya, kuşkuya düşmek, kuruntuya kapılmak, evhamlanmak

Örnek:

1. Kollarını ... çaprazvari bağlamış, beyaz ve biraz büyücek elleri, futbolla gittikçe büyür vehmettiği pazılarını yokluyor gibi.

1. Kollarını ... çaprazvari bağlamış, beyaz ve biraz büyücek elleri, futbolla gittikçe büyür vehmettiği pazılarını yokluyor gibi.


Lisan : Arapça vehm + Türkçe etmek

Telaffuz : ve'hmetmek

vehmettirme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vehmettirmek işi


vehmettirmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Vehmetme işini yaptırmak


Telaffuz : ve'hmettirmek

vejetalin
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bazı bitkilerden çıkarılan ve sadeyağ yerine kullanılan katı yağ


Lisan : Fransızca végétaline

vejetalizm
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yalnız bitkisel gıda maddelerine yer veren beslenme rejimi


Lisan : Fransızca végétalisme